Fazla Analizden Paralize Olmak*

*İngilizce Analysis Paralysis kavramından esinlenilmiştir. Uyanıp yataktan kalkıyorum. Pencere, perde ne varsa sonuna kadar açıyorum. Yüzümü güneşe dönüyorum, güneşin orada bir yerde olduğunu varsayarak, aslında döndüğüm bitişiğimizdeki koca apartmanın duvarı. Bulutlar dağılmış, hava tertemiz ve ısırgan bir soğuk. Canlandırıyor beni. İçime her şeyi yapıp tamamlamaya kâdir bir his doğuyor. Ta-taaa haydi başlayalım! Önümde koc-ca bir…

Batarken Güneş Ardında Tepelerin, Veda Vakti Geldi Bu Senenin…

Bir blog oluşturmaya 2019’un başlamasına günler kala karar vermiş; başlangıcı da bir yeni yıl yazı dizisi ile yapmıştım. Üstünden nasıl bir hızla son günlerine eriştiğimi anlamadığım koca bir sene geçti. Bugün, tıpkı blog başlangıcında olduğu gibi, yine bir yeni yıl yazısı ile buradayım. Uzun, çoook uzun bir aradan sonra, merhaba. 🙂 Bu yılın nasıl geçtiğini…

Yol Hikayeleri

Geçen gün, yine şehirde boğucu bir sıcak. Güneş batmaya yüz tutsun, alıp kızı parka götüreceğim. Güneş battı batıyor ama sıcağı hala sıcak, kaldırımları kavuruyor. Kız arabada, ben arabasını itiyorum. Bir trafik lambasına denk geliyoruz. O lambayı da oldum olası sevmem. Yaya değil araba önceliklidir. Hani yayaya 15 saniye, arabaya 75 saniye geçme hakkı tanıyanlardan… Sabırsızlıkla…

Kitapseverliği Pekiştirecek Öneriler

Tecrübe ettiğim kadarıyla, konu kitaplara ve onları okumaya gelince, insanlar dört ana grup altında toplanıyor: “Kitap okumayı sevmeyenler”, “Minimalist okuyucular”, “Harbi okuyucular”, “Kitap alma hızı, okuma hızının birkaç misli olanlar”. 🙂 Kitapları ve okumayı çok seven biri olarak, bana göre bu kırılımda en gıpta edilesi olanlar, ne okuması gerektiğini bilen, ihtiyacı kadarını alıp okuyan minimalistler…

Bereketli Tiyatro Sezonu

Tiyatroya gitmeyi oldum olası severim. Hele ki anne olmadan evvel, hafta sonu programlarımı süsleyen başlıca aktivitelerden biriydi. AKM’de, Taksim Sahnesi’nde oyun izleme şansım oldu. Çoğu sanatçıyı görmeye yaşım yetmedi ama Yıldız Kenter’in sahnede devleştiğine şahit oldum. Gittiğim tüm oyunların içinde ise, en iyisini Müfettiş sayarım. Üzerinden on sene geçti, Zerrin Tekindor’un performansını sıklıkla ve yüzümde…

1 > 0

Sonunda bilgisayarın karşısına geçip yazabildiğime inanamıyorum. “O an” hiç gelmeyecek gibiydi zira. Dipsiz bir kuyu, sonsuz bir girdap gibiydi kapıldığım atalet. Heh işte, şu 3 cümleyi kurup yazıya dökmüş olmam ataletimden kurtulduğumun kanıtıdır. Çok şükür! 🙂 Parmaklarımın klavye üzerinde dans ettiği şu sıralarda, yüzümde dolu dolu bir gülümseme var. Yapmaktan bu kadar keyif duyduğum bir…

Taştan Diyarlar Kenti Mardin

                                               “Mardin’in gündüzü mezarlık, gecesi gerdanlıktır…” Kendi şehrinizden çıkıp yeni bir yer görme amacıyla farklı bir şehre gider; oranın havasını solursunuz. Seyahat budur. Bittiğinde, çantanızda bir sürü anı, fotoğraf ve edinilmiş bilgi ile geri…

Sendromsuz Pazar ve Ertesilerine…

Pazar günlerini sever misiniz? Peki ya, öyle eni konu sever misiniz gerçekten, yoksa sevdiğiniz kısmı heybetli pazar kahvaltısından sonra sona mı erer? Renkli bir cumartesi gününün akabinde, dinlenebileceğimiz bir tatil gününün daha olduğu sevinciyle kalkarız yataktan. Önümüzde koca bir gün vardır, herşey yapılabilesi, herşey yetiştirilebilesidir. Kallavi bir kahvaltıdan sonra, günü planlamaya girişiriz. Belki bir arkadaş…

Şubat Günleri

“Henüz yaşıyordum yeniden yeni  Bir şubat gününün güzelliğini.” Cahit Sıtkı Tarancı Yılın ilk ayı Ocak… Yeni yıla gümbür gümbür başlamaya karar verdiyseniz, Ocak ayının şevk ve heyecan içerisinde geçmesi çok muhtemeldir. Derken aylardan Şubat olur… İçinizde halen aynı heyecanı muhafaza edebildi iseniz, yakıt tankınız doludur ve gaza bastığınızda sizi ilerletmeye devam eder. Ama biraz gerçekçi…