Korona Günlükleri – 3

Umut vs. Beklenti

Dünyada aynı zamanları paylaştığımız insanların hiçbiri böyle bir süreci deneyimlememişti sanırım daha öncesinde… Çoğunlukla evlerimize kapandığımız, sevdiklerimizden ve onların fiziksel temaslarından uzak kaldığımız, burnumuzun ucunda kendi hayatlarımızı ve yakınlarımızınkini tehdit eden tanımadığımız bir düşman; parmaklarımızın ucunda her gün katlanarak artan hasta adetleri… Düşünüyorum da, bu karışık ve kaotik zamanın bize bilgelik ve farkındalık katmamasına imkan yok. Yani düşünmeyip, hiç üzerinde durmasanız bile, her şey bitip ortalık durulduğunda hiçbirimiz, eski biz olmayacağız. Bazı şeylerin ayrımını daha iyi kavrayacağız mesela; beklentilere girmenin umutlanmaktan kat kat daha yeğ olduğu gerçeği gibi.

Kendim dahil olmak üzere, tanıdığım birçok insanın uzun veya kısa vadeli birçok planı ya iptal oldu ya da beklemede kaldı. Kendimkilerden bahsedeyim: gitmeyi çok arzuladığım, biletlerinden otel rezervasyonuna kadar her şeyi hevesle halledip tarihini dört gözle beklediğim bir tatil iptal oldu. Kızımı çevredeki iyi bir okula yazdırmak için görüşmeler yapıyorduk. Yeni bir eve taşınma planlarımız vardı ve haftada bir günümüz evleri gezmekle geçiyordu. İş başvurularına başlayacak, kızımın tam zamanlı okula başlamasıyla ben de iş hayatına geri dönüş yapacaktım. Şimdi bu güzel planlardan oluşan kolaj çalışmasının gözlerimin önünde birkaç parçaya ayrıldığını görüyorum. Üzerinde iki dakikadan fazla düşününce, kara kara kasvet bulutları çöküyor elimde değil. Daha önce de söylediğim gibi bu sorunun sadece benim problemim olmadığını hatırlatıyorum kendime her defasında. Haritada yerini tam olarak bilmediğim ülkede yaşayan bir kadınla aynı kaderi paylaşıyorum, biliyorum. Üstelik, hayatının sınavına girecek olanları, düğünü iptal edilenleri, nakit akışı bozulanları aklıma getirdiğimde, eh paramparça da olsa önemi kalmıyor benimkilerin…

Hayatımızda çok değer verdiğimiz, gerçekleşmesine bel bağladığımız bazı şeylerin bu şekilde erteleniyor olması sinir bozucu, ama asıl asap bozan şey beklentilerimizin boşa çıkması.

Herhangi bir konuda beklentiye girdiğimiz zaman, beklediğimiz şeye olması gerekenden daha fazla anlam yükleyip; daha iyi, daha mutlu olabilme ihtimalini beklediğimiz şeyin gerçekleşmesiyle ilişkilendirmeye çalışıyoruz. Beklediğimiz her neyse, bir sebeple gerçekleşmediği zaman ona bağlı diğer şeylerin de olmayacağı ihtimaliyle karşı karşıya kalıyoruz. Bu durum da zihnimize korku tohumları ekiyor.

Öte yandan umut etmek, çok daha esnek bir olgu. Dilimizde bazı güzel deyişler var: “İnşallah.”, “Allah izin verirse…” Bu söylemler, planlarımızın gerçekleşmesine niyet ettiğimizi ve bunun ancak bizden çok daha kudretli bir etken vasıtasıyla gerçek kılınacağına inandığımızı ifade ediyor. Umut ederken diliyor, kalbimizi ortaya koyuyoruz. Aynı zamanda, planlarımızın gerçekleşmeme ihtimalini ta en başından kabul ediyoruz. İstediğimiz şeyin gerçekleşmesi için bizden çok daha yüce bir gücü aracı kılmamız, kontrol etmenin imkansız olduğunu bildiğimiz bir belirsizlik boşluğu sağlıyor bize. Bu inanç doğrultusunda kendimizi daha emniyette hissediyoruz.

Beklentilerimiz ise aksine, sabit ve katı planlardan oluşuyor. Zihin kalıplarımız doğrultusunda hareket ederek, aslında kendimiz için çok da doğru olmayan beklentilere kapılmamız olası iken; umut konusunda asla hataya düşmüyoruz. Patti Davis: “Umut vardır ya da yoktur; onun dışında hatalı bir umuttan bahsedilemez.” diyor.

Umut etmek, belirsizlikleri kucaklar. Umut beslediğimiz şeyin gerçekte olup olmayacağı konusunda kesin bir kanıya sahip değilizdir. Konu beklentiye girmek olduğunda ise, belirsizlik en büyük düşman haline gelir. Her bir belirsizlik, zihnimizde yarattığımız beklentileri acı içinde kıvrandırır.

Zihnimizi sınırlandıran düşünceler yordamıyla oluşturduğumuz beklentilerin her birini, birbiri ardına domino taşları gibi sıralarız. Hepsi peşi sıra, büyük bir ahenk oluştururlar. Sonra… Sonra bir gün bir pandemi gelir ve parmağının bir hareketi ile tek bir domino taşını narince aşağı indirir. İşte böylesi bir durumda, elinizden çok az şey gelir.

Hayattaki irili ufaklı amaçlarımız bizi ayakta tutar ve her sabah yataktan kalkma gücü verir. Amaçlarımızı gerçekleştirmek için bazı planlara ihtiyacımız olması çok tabi. Ancak, görünen o ki belirsizlik ihtimalini mutlaka hesaba katmak lazım. Aksiyonlarımızı kontrolümüz altında tutabilir ve planlayabiliriz fakat, bunu beraberinde boşluklar tasarlayarak yapıyor olmamız gerekir. Dahası, atacağımız adım ne kadar büyükse, yaratacağımız kontrolsüz kısmı da bir o kadar geniş tutmalıyız. Bu bahsettiğim, aksiyonun niteliğine göre, bir B planı veya kendimize daha fazla zaman tanınması olabilecektir. “İstediğim şeyin gerçekleşmemesi halinde, ne yaparım?”, “Bu adımı başka bir zamanda veya daha uzun bir zaman diliminde de gerçekleştirebilir miyim?” Boşlukların ve alternatif senaryoların tasarımını yapmak, belirsizlik anlarında her şeyi darmadağın görme ihtimalimizi azaltırken, durumla başa çıkma şansımızı yükseltir. Her şey durulup eski halini aldığında, bizler de çabucak bildiğimiz hallerimize dönebiliriz.

Sevgiyle, umutla ve sağlıcakla kalın. BV.

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s