Korona Günlükleri – 1

Bu yazı dizisinin ilk taslağını günler öncesinde oluşturmuştum. Kaostan beslenenlere veriştirdiğim, tiye aldığım keyifli bir yazıydı aslında. Lakin sonra bir şey oldu, ve kısa zamanda durum çok trajik bir hal almaya başladı. Hal böyle olunca o yazının yayınlanacak bir hali kalmadı ve ben de bir ikincisini kaleme almaya karar verdim.

1.Başlangıç

Hastalık Çin’de ilk defa ortaya çıktığında ve hızla artan vaka haberleri geldiğinde, öncelikli olarak yaptığım şey hatayı Çin’de bulmak oldu. Tepkim, çevremdeki çoğu insanın tepkisine benzer şekilde “Olur olmaz her şeyi yerseniz olacağı bu!” şeklinde oldu. Hastalığın yayılma potansiyelini kabul etmedim. Ta Çin’den bu topraklara kadar nasıl geleceğini aklım tahayyül edemedi. Bildiğim hayatı, bildiğim şekilde yaşamaya devam ettim.

Kaynak: WashingtonPost

2.Gelişme

Hastalık birkaç aya kalmadan aldı başını yürüdü. Sonuçta turistin hası Çinliler idi. Dünyada görülmeye değer yerlerin büyük bir kısmı da İtalya’da bulunuyordu. Bunu da böyle değerlendirdim ve günah keçisi rolünü yine Çinlilere verdim. Ancak İtalya’da durum çok kısa sürede çok üzücü bir hal almaya başladı. Nihayetinde artık evveliyatını öğrenmeye çabaladım bu musibetin. İlk araştırdığımda edindiğim bilgiler hiç gerçekçi gelmedi. Hastalığa sebep olan bir hayvan değil, bir laboratuvar düzeneği idi bence. Belki biyolojik silah deniyordu adına veya nüfus planlaması sistemiydi, ne olursa olsun basbaya bunu biri oturup kurgulamıştı işte. Bilim kurgu senaryosu yazar gibi yazmıştı… Günah keçisi rolünü Çinlilerden, bu kurguya kaydırdım bu sefer. Bu noktada aklım bir süre dondu kaldı. İnsanoğlunun alabileceği kararlardan, nelere kadir olduklarından korktum. İçimi bir hüzün kapladı. İçinden çıkamadığım noktada da kızgınlığım arttı. Muhatabını bilmediğim bir öfke parladı içimde. Öfkeme neden olanı tanımlayıp yönlendirmeyince yine zarar gören ben oldum öfkeden. Ruh halim karanlığa büründü ve depresifliğe sığındı. Onlardan da bir fayda olmuyor biliyorsunuz, döngüye giriyor sonra… Kontrolün sizin elinizden çıktığı, kendinizi kainatın en etkisiz elemanı gibi hissettiğiniz günler geliyor: “Birbirini tekrarlayan birbirinin aynısı günler…”

Kaynak: WashingtonPost


Sonuç

1.Kabullenmek
Son bir kaç gündür yaşadığımız kabustan çıkardığım onca anlamdan bir tanesi de, şu hayatta doğal veya doğal olmayan yollardan her şeyin başımıza gelebileceği. Bu bahsettiğim insan eliyle hazırlanmış bir bela da olabilir, deprem gibi bir felaket de… Böylesi katastrofik zamanlarda yapmamız gereken öncelikli şey: Kabullenmek. Ruhumuzu bu olayların pençesinden kurtarmak için yapabileceğimiz başka çok az şey bulunuyor. Kabulleneceğiz. Yaşadığımız tüm olumsuz duyguları bağrımıza basacağız. Çünkü o hisler, bizim şu anki varlığımızı tanımlayan hisler. Onları yadsıyarak şu anda var olmamız mümkün değil.

2.Kontrol Alanımızı Belirlemek
Şu anda yüzyüze olduğumuz koronavirüs, sadece bizim problemimiz değil. Dünyaca ortak kaderimiz. Dünyada yüz binlerce insan ya bu hastalıkla ya da işsizlik gibi bu hastalığın yan etkileriyle yüzleşmekte… Bu hastalığın başlangıcında veya yayılmasında bir etkimiz bulunmuyor. Kontrol edebileceğimiz yegane şey yine kendimiziz. Alacağımız tedbirler… Çevremizi gözetmemiz, ihtiyacı olanlara yardımda bulunmamız… Edindiğimiz faydalı bilgileri diğerleri ile paylaşmamız… Sevdiklerimizin moralini yükseltmeye çalışmamız… Kontrol alanımızın sınırlarını belirleyip, bu sınırlar içerisinde kalanlara odaklanırsak hem zamanımızı üretken şekilde gerçekleştirmiş olur; hem de bu karanlık günlerden olabildiğinde az yara ile çıkarız.

Kontrol alanımız dışında kalanlar için de yapabileceğimiz çok değerli bir şey var: Dua Etmek.

3.Dua Etmek
Kalplerimiz, başka insanların hayatları için dua ettikçe büyürmüş. Sevdiklerimiz için, dünyanın herhangi bir yerinde bu korkuyla yaşayanlar için dua etmenin bize de, duacısı olduklarımıza da çok iyi geleceğine inanıyorum. Dahası, dünyanın daha iyi, daha sağlıklı bir yer olması temennilerimizi de dualarımıza katınca iki kadim duygunun yüreklerimizden evrene yayılmasına aracı oluyoruz: Sevgi ve Umut.

4.Evde Oturmak
Şimdi tam burada, aklıma bu aralar sıkça gelen bir diyalogu paylaşacağım. Evde oturmakla ilgili bu aralar düşündüğüm şey aşağı yukarı bunlar. Bu diyalogu HIMYM dizisindeki aşağıdaki sahneden hatırlıyorum: (Henüz izlemeyenler için spoiler alarmı.)


Dizinin esas kızlarından Robin, çocuklardan pek haz etmeyen, bebekler ve onlarla ilgili her şeyi sinir bozucu bulan biridir. Bir gün, kendisinde bir hastalık bulunduğunu ve asla çocuk sahibi olamayacağını öğrenir. Robin aldığı bu haber karşısında yıkılır. Arkadaşları ondaki can sıkıntısını fark eder ve nedenini sorarlar. Robin, sorununu anlatmaz. Ama başka bir örnek üzerinden derdini açık bir şekilde belirtir. Şöyle cevap verir: “Bir şeyi istememekle, ona sahip olamamak farklı şeyler. Sanırım, bir gün fikrini değiştirirsen bunu yapabileceğini bilmek güzel bir şey. Ama şimdi birden bire o kapı kapandı.”

Zorunlu karantinda olmakla, hiçbir zaman çocuk sahibi olunamayacağı gerçeğinin verdiği üzüntü mukayese edilemez elbet ama, Allah korusun şu an hastalıkla yüzleşenlerden değilsek, başa çıkmaya çalıştığımız en zor konulardan biri evlerimizde zorunlu karantina altında olmamız. Ne zaman biteceği hakkında kesin bir bilgi olmayan bir pandeminin içinde, ne zaman biteceği belli olmayan bir karantina… “Evde oturmak”, evde tıkılıp kalmak”tan ziyade, “evde keyifle vakit geçirmek” olarak tanımlanabilse de bunun bazı istisnaları var. Okulu kapatılmış 3 yaşında bir çocuk ve evden tam zamanlı çalışan bir eşin de aynı anda sizinle evde bulunması, kesinlikle bu istisnalardan. 🙂 Sevimli “karantina günlerinde evinizde yapabilecekleriniz” listelerine tilt olmam bu yüzden. Benim karantinadan anladığım: yemek yapmak, bulaşık yıkamak ve oyun arkadaşlığı oldu… Buna şükür gerçi. 🙂

Günün 24 saatini üzerimde aynı kıyafetle geçirdiğim ilk birkaç günün sonrasında, bu durumla başa çıkabilmek için birkaç yöntem denedim ve işe yaradığını gördüm. Okuyanlar için de faydalı olur umuduyla bir sonraki yazımda hepsini paylaşacağım.
Sevgiyle, umutla ve sağlıcakla kalın. BV.

3 Comments Kendi yorumunu ekle

  1. cagataymetehan dedi ki:

    Yazınız çok güzel sizi sayfama davet ediyorum!

    Beğen

    1. Begümville dedi ki:

      Teşekkür ederim. 🙂

      Liked by 1 kişi

  2. Geri bildirim: Korona Günlükleri – 2

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s