2019’dan 5 Tane Kitap Önerisi

İki bin on dokuz’u çok sevmemin ve huşu içerisinde uğurlamamın bir sebebi kitap okuma alışkanlığı edinmiş olmam. Kendi yaşantımın koşturmacasını ve yeni alışkanlık edinme kabiliyetimi düşündüğümde, bu sene okuduğum kitaplardan oluşan minik kule göğsümü kabartıyor.

Okuduklarımın hepsinin kendi alanında şaheser olduğunu söyleyemem. Açıkçası bir iki tanesini kütüphanemden eksilsin diye okudum. Bir kaçı da sayfa sayısını 200’ü bulmayan kitaplar, hadi onu da itiraf ettim. 🙂

İnce veya kalın, edebi veya çıtır çerez, her kitap kendine has bir renk ve koku taşıyor kendi üzerinde. Kitapların kapaklarını açıp, sayfalara parmaklarınızı sürttükçe o koku ve renk size bulaşıyor. Böyle böyle sayfalar çoğaldıkça, kitaplar arttıkça üzerinizde o kokudan öyle bir harman oluşuyor ki, başka başka çiçeklerden elde edilmiş nadide bir parfüm sıkılmış gibi oluyor üzerinize. Renkleriniz gökkuşaklarını kıskandırıyor.

2019 kitap zengini bir yıl olunca, okuduklarımdan özenle seçtiklerimi ve onlardan edindiğim notları paylaşmam da kaçınılmaz oldu. Olur da bildiğiniz kitaplara denk gelirsek, sizin fikirlerinizi duymaktan da çok mutlu olurum. Kitap okumaktan biraz daha keyifli bir şey varsa, o da okunan hakkında başkalarıyla fikir teatisinde bulunmak.

1.Bir Ömür Nasıl Yaşanır?, İlber Ortaylı
2019’a ilişkin yeni yıl kararlarımdan biri, yeni kitap almayıp kütüphanemdekileri eritmekti. Sonra şansa bak ki, İlber Hoca tuttu, tüm hayat tecrübelerini, gezdiği yerleri, dinlediği müzikleri anlattı ve bu bir kitap haline geldi. Şimdi ben de alıp o kitabı okumaz mıyım… Kitabın kapağını görünce, iki saniye bile kararımın karşısında duramadım.

Üniversite’de öğrenciyken bir gün okulumuza söyleşiye gelmişti İlber Hoca. Söyleşiyi organize eden sosyal bilimlerden bir etkinlik grubuydu. Toplumların dönüşmesinden, modernizmin etkilerinden konuşulduğunu hatırlıyorum. Sonra neden olduğunu hala anlamadığım bir şekilde, orta sıralardan bir öğrenci İlber Ortaylı’nın aslında o an hiç de konuşmakta olmadığı bir şeyle ilgili bir sürü eleştiri cümlesi sarfetti. Üslubu sert değildi ama, eh, pek saygılı da sayılmazdı. Ön sıralarda oturan hocalar sinirle ayağa kalktı, öğrenciyi görmek istedi, kimileri yerinde kabardı. İlber Hoca da tık yok. Çocuğu dinledi derin bir sessizlik içinde. Ön sıradaki hocalardan bir ikisi çocuğu dışarı çıkarmaya meyletti sonra. Derken sessizliği İlber Hoca bozdu. Ayağa kalkıp avuçlarım patlayıncaya kadar alkışlayasım gelmişti. Değil ki, bilgisi için. Muhtemelen karşısındakinin yaşının iki katı kadar akademik geçmişi vardı ve saygısızlıkla karşılaşmıştı. Buna rağmen öğrenciyi dinlemiş, tepkinin nedenini anlamış ve her tarafından bilgi taşan bir paketi çocuğun kucağına nazikçe bırakmıştı. İlber Hoca hayata dair ne söylerse kulağımda küpedir, ne yazsa başucumda durur.

2.Benim Hikayem, Michelle Obama
Bu kitabı okumadan önce değil Michelle Obama, Başkan Obama ile ilgili de elle tutulur bir bilgim, düşüncem yoktu. Biyografi okumayı seviyorum, bu kitabın sayfalarında göz gezdirdiğimde idealist, ilgili bir anne baba tarafından yetiştirilmiş bir çocuğun, çevrenin tüm olumsuzluklarına karşın eğitimini tamamlayıp kariyerini kurmasından bahsedildiğini gördüm, ilgimi çekti. Kitabı okudukça, kariyerini çocukları uğruna terk eden bir kadının, First Lady olduğunda gürültü patırtıdan uzak yetiştirdiği kızlarını hayata hazırlama çabasını öğrendim.
Ağabeyi basketbolla ilgilendiğinde daha fazla zıplama alıştırması yapsın diye, babasının kapının üstüne bozuk paralar bırakması fikri çok hoşuma gitti. Zaman zaman arabayla uzun yolculuklara çıkmalarını, bu araba yolculuklarının aslında içten içe aileye yakınlaşma fırsatı tanıdığı düşüncesini de çok yakın buldum.

3.Alışkanlıkların Gücü, Charles Duhigg
Kitabın her yeni bölümünde, neden şimdiye kadar okumadığıma eseflendiğim bir kitaptı Alışkanlıkların Gücü. Çok, çok güzel. Alışkanlıklarımızın beynin hangi bölgesinde oluştuğundan tutun da, bir davranışın nasıl alışkanlığa dönüştüğüne kadar, alışkanlığa dair her tür bilgiyi edineceğiniz bir referans kitap. Alışkanlıklarla ilgili akademik bilgileri edindikten sonra, deneysel örnekleri ve bu örneklerin gerçek hayata nasıl adapte edildiğini de öğreniyorsunuz -tam bir bonus-. Gerçek insan davranışından örnekler, organizasyonel örnekler, şirketlerin başarısını arttıran veya onların çökmesine sebep olan örnekler… Kitapta altı çizilmedik cümle kalmadı, tam bir referans kitabı ve bir kere okumanın asla yetmeyeceğini düşünüyorum.

Kitabı okuyunca, kendi alışkanlıklarınızın farkına varabilir hale geliyorsunuz. İyi alışkanlıklar kazanmak için hangi adımları atmanız gerektiğini, size fayda sağlamayan kötü alışkanlıklarınızı ise nasıl değiştirebileceğinizi anlıyorsunuz. Bu kısım, üzerinde çalışırsanız kişisel gelişiminize fayda sağlayabilir. Bundan da öte kitap öyle bir derya ki, beynimizin çalışma şekline, bir takım bilimsel verilerin şirketlerin ve organizasyonların lehine nasıl kullanıldığını size öğretiyor. Kitabı en çok bu yüzden sevdim sanırım: kişisel gelişime destek verirken, gerçek hayatta karşılığı olan olanca şey öğrettiği için…

4.Çocuklukta İhmalin İzi: Boşluk Hissi, Jonice Webb
Bu, tam da “bir kitap okudum, hayatım değişti” türünden bir kitap. Kişinin, hayat stabil akıp giderken durduk yere hissettiği duygu dalgalanmalarının nedenlerini, birebir örneklerle birlikte açıklığa kavuşturmayı amaçlıyor. Kitabın adında geçen “Boşluk Hissi” aslında her şey iyi güzel hoş da, içimde bir garip duygu var söylemlerini çok güzel özetlemiş.

Ebeveynler, çocuklara davranışı bakımından üç farklı gruba ayrılarak değerlendirilmiş. Birincisi, çocukların fiziksel ihtiyaçları kadar, duygusal ihtiyaçlarına da cevap veren; çocuklarını hissettiklerini tanımlamaya yönlendiren farkındalığı yüksek ebeveynler. İkincisi, çocuklarını duygusal olarak gözetmeyen, ilgisiz, yani özetle kötü ebeveynler. Bu iki ebeveyn türünden birine sahip çocuk, ebeveyni iyi veya kötü olarak etiketlendirip, bu iyilik ve kötülük haliyle istikrarlı bir şekilde hayatını sürdürebilirken, üçüncü ebeveynlik türüne sahip ebeveynlerin çocukları farklı bir şekilde kaos yaşıyor. Onlar, çocuğunun üzerine titreyen, iyi yürekli; ancak çocukların duygusal ihtiyaçlarını yok sayıp gerekli önemi göstermekten aciz kalabilen ebeveynlerin çocukları… Bu tür ebeveynlere sahip çocuğun hayatı bir kanaviçenin arkası gibi: düğüm düğüm. Çocuk okulda bir zorbalıkla karşılaşıyor, üzgün, hayalkırıklığı yaşamış ve öfkeli. Bu durumu çok sevdiği anne babasına anlatıyor. Anne babası, onu seviyor, ama çocuğun o an yaşadığı duyguları ona tanıtmıyor. Çocuk için çok taze olan bu hisler, tanımlanıp açığa çıkarılmadığı için çocukta karmaşa yaratıyor. Çocuk büyüyüp yetişkin olduğunda ise, benzer hisleri doğuran veya hatırlatan olaylar yaşadığında aynı karmaşaya gömülüyor ve bu bazen içine kapanmalara; bazen bitmek bilmeyen atalete bazense etrafındaki kişileri de aynı girdapa süreklemeyle sonuçlanabiliyor. Çocukluktan gelen ihmal izlerinin neticesinde, yetişkinlik hayatında duygusal zorluk yaşayanlar için kitabın son bölümünde yapılabileceklerden bahsedilmiş. Duyguları tanımlayabilmek için bir duygu sözlüğü bile yer alıyor.

5.Slight Edge, Jeff Olson
Slight Edge kitabı, zamanında dilimize Keskin Kenar olarak kazandırılmış ancak, baskıların tümü tükenmiş. Yeni baskısı da bildiğim kadarıyla yok, bildiğim tüm kitap satıcılarında aradım bulamadım. Kitabı orijinal dilinde okudum mecburen. Kitabın üzerinde durduğu nokta, çok bariz ve aslında basit olduğu için, ortalama ingilizceme rağmen, benzer cümlelere metinlerde rastgele gele konunun özünü kavrayabildim diyebilirim. 🙂

Hayatta bildiğimiz her şey bir hareket halindedir; dünya döner, atomlar titreşir… Durdum, bekliyorum diye bir şey yoktur diyor yazar; eğer ileriye doğru hareket etmiyorsanız, bu geriye gidiyor olduğunuza işarettir diyor. Kitap her bir gün, kimse tarafından fark edilmeyecek minik adımlar atmanın belirli bir süre sonra birleşerek, büyük sonuçlar doğuracağı üzerinde duruluyor.

Hepimiz zaman zaman belirli hedef ve amaçlara güdüleniyoruz. Bu doğrultuda irili ufaklı kararlar veriyoruz. Ortada hiçbir şey yokken, hedefimiz bizden bir hayli uzak olduğunda bu kararları uygulamak çoğunlukla yorucu ve bazen can sıkıcı olabiliyor. Sonra büyük resme baktığınızda, her bir ufak çabanın, durgun ve sessiz bir göle atılmış minik bir çakıl taşı gibi daireler oluşturduğunu görüyoruz. Bir daire, sonra bir daire daha… Nihayetinde, gölün tüm yüzeni kaplayan koca koca daireler. Artık gölünüz o kadar da sessiz veya durgun değil.


2019 senesinin sonlarına doğru başladığım ve devam ettiremediğim yazımı sonunda burada paylaşabilmekten çok mutluyum. Umarım bu kitapları ve içeriklerini yararlı bulursunuz. En kısa zamanda görüşmek dileğiyle.

Sevgiler. BV.

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s