Batarken Güneş Ardında Tepelerin, Veda Vakti Geldi Bu Senenin…

Bir blog oluşturmaya 2019’un başlamasına günler kala karar vermiş; başlangıcı da bir yeni yıl yazı dizisi ile yapmıştım. Üstünden nasıl bir hızla son günlerine eriştiğimi anlamadığım koca bir sene geçti. Bugün, tıpkı blog başlangıcında olduğu gibi, yine bir yeni yıl yazısı ile buradayım. Uzun, çoook uzun bir aradan sonra, merhaba. 🙂

Bu yılın nasıl geçtiğini anlamadım desem de, derin bir nefes alıp “sahi bu yıl nasıl geçti?” diye sorduğumda kendime, bir yanıtlar silsilesi ile karşılaşıyorum. Bir sürü anı, yaşantılar, yeni zevkler, yeni insanlar, öğrenilenler hücum ediyor zihnime… “Peki…” diyorum, “sadede gel, nasıldı sonuç olarak?” İlk önce koca bir ehhhh çıkıyor ağzımdan.

Neden? Fransızcayı şakır şakır konuşamayıp 38 bedene düşemediğim için mi?
Yani
Yani ne?
Yani tamam iyi şeyler oldu da, o her şeyin mümkün olduğu büyük sene de olmadı sanki.

Bu konuşmanın sonucunda kendi kendimi ikna ediyorum ve iç sesimle birlikte 2019’u A artı ile geçirmeye karar veriyoruz. Yakın bir zamanda Steve Jobs’ın şöyle bir yazısına denk geldim, bir parçasını alıntılıyorum:

17 yaşımda iken, “Her günü son gününüzdeymiş gibi yaşıyorsanız, bir gün mutlaka haklı çıkarsınız.” şeklinde bir yazı gördüm. Okuduktan sonra oldukça derin bir etki bıraktı bende. O zamandan beri geçen 33 yıl boyunca her sabah, aynada kendime “Bugün hayatımın son günü olsaydı, bugün yapacağım şeyleri gerçekten de yapmak ister miydim?” sorusunu sordum.Cevaplarım hemen hemen her gün “hayır” olmaya başladıkça, bir şeyler değiştirmem gerektiğini farkettim. Yakın zamanda ölebileceğimi hatırlamak, hayattaki en büyük seçimleri yaparken sağlayan önemli bir araç oldu.

Steve Jobs’ın bu yöntemini 2019’un tamamına uyguladığımda, yani; 2019’un hayatımın son senesi olsaydı da, aynı şekilde geçirir miydim acaba? sorusuyla haşır neşir olduğumda, kocaman bir “evet” cevabı yükseliyor yüreğimden. Elimdeki tüm fiziki imkanları kullandığım, zihnimin inceliklerine ulaştığım bir sene geçirdim. Keramet 2019 başlamadan aldığım kararlarda mı yoksa yaşımda mı gerçi, emin değilim. 🙂 Şu yaşımın bilgeliğine yirmili yaşlarımın başında sahip olmadığıma hayıflanmadan edemiyorum. (Bunlar ki hem enerji, hem zaman bakımından zengin olduğum yaşlar. Hani sadece kendimden sorumlu olduğum, aldığım kararların sadece beni etkilediği zamanlar. 🙂 )

Karar alma ve hedef koyma sadece yeni yıl öncesi ile sınırlı kalmadı. Yıl boyunca yeni hedefler oluşturdum, hedefleri ölçeklendirdim. Bir yükseldim bir düştüm ve yaşadım bu hayatı. 🙂 Kitap okumak gibi şahane bir alışkanlık edindim. Kitapları oldum olası sevdim, çok kitap satın aldım, okudum da… Fakat, bu kadar sistematik bir şekilde hiçbir zaman okumamıştım. Artık beynimin farklı bir merkezi karar veriyor okumaya. Gidip kitabı alıyor, sayfalarını açıyor, dışarı çıkıyorsam hooop, çantama bir kitap atıyor filan. Çok seviyorum bu durumu. Yılın 365 gününün 365 günü okumadım elbet; lakin, okumamı engelleyen durum her ne ise; o ortadan kalkınca yine avucuma düştü bir kitap.

Ve geldik 2020’ye. 2020. Yirmi-yirmi. Söylenişinde bile bir büyü, bir gizem saklı. “O” sene, “bu” sene midir o zaman? Hani şu büyük vuruş senesi?… Biliyorum ki; “o” sene, “bu” sene de değil. 2020, sayıların uyumlu bir kombinasyonu o kadar, çok da şey yapmamak lazım. 🙂 2020’nin muhtemelen 2019’dan, 2018’den veya 2021’den pek bir farkı olmayacak. Hiçbir sene yoktur ki gökten zembille hedeflerimizi, hayallerimizi kucağımıza düşürsün. Bizim çalıştığımız, çaba sarfettiğimiz günler vardır sadece, o koca anlamlar yüklediğimiz yıllar içerisinde geçen… Sürekli olarak denediğimiz… Deneyip başarısız olduğumuz… Sonra kaldığımız yerden tekrar denediğimiz… Yakın bir zamanda, güzel bir cümle not ettim sevdiğim bir kitaptan: “Başarı bir sonuç değildir” diyor, “sürecin kendisidir.“Başarısızlık ise, bu süreçte vardığınız bir noktadır.” Bir durak yeri… Yapmak gereken, durakta fazla bekleme yapmayıp yavaş yavaş da olsa hareket etmek galiba. Zamanın görece hızının, dünyanın kendi etrafındaki dönme hızıyla mukayese bile edilemediği günümüz yaşantısında durmak, biraz lüks kaçıyor şu fani dünyada.

Bu yıl, geçen yıldan çok da büyük farklılık göstermeyen hedeflerimi kendime saklıyorum. (İsterseniz, bir önceki seneki hedeflerime şuradan erişebilirsiniz.) Onun yerine, bir dilek listesi bırakıyorum şuraya ve kalpten geçirilen tüm dileklerin gerçek olması temennisiyle yazımı noktalıyorum. Yeni yazılarda görüşmek üzere.

❤ Sağlık. Önce sağlık. Zihnen, bedenen ve ruhen sağlıklı olalım. Sağlığımızı sürekli gözeteceğimiz bir farkındalığa hep sahip olalım.
❤ Şükür. Şükretmenin önemini sayısız kez duyduk ama, sanıldığından daha fazla etkiye sahip bu davranışı hayatımızın bir parçası haline getirebilme bilgeliğimiz olsun. Şükrederken her ne kadar sahip olduklarımız için minnet duysak da, aslında bir o kadar da kabullenmeye güdüleniyoruz. Kendimizi, dünyamızı, çevremizde olan biteni, insanları sadece olduğu gibi kabullenmeye başlıyoruz. Bunun gerçekleşmesi demek, endişe, kin, nefret gibi olumsuz hislerden arınıp saf dinginlikle buluşmak demek.
❤ “An”da yaşamak. Geçmiş için yapılabilecek hiçbir şey olmadığı; geleceği kontrol edebilmenin de imkansız olduğu gerçeği hep aklımızda bulunsun. Elimizde sadece içinde bulunduğumuz an var. Yani “bugün”. 24 saat. 288 dakika… Bu anı nasıl yaşamaya karar verdiğinize göre şekillenecek gelmekte olan günler de. Küçük mutluluklarla, tatlı sohbetlerle, yeni şeyler öğrenmekle, birini mutlu edecek bir söz; içten bir tebessümle doldurulacak anlar diliyorum bol bol kendimize.

Şimdiden mutlu seneler. ❤ BV.

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s