Doğal Ebeveynlik’ten Anladığım…

Doğal Ebeveynlik kavramını ilk kez, kızım 5,5 aylıkken uyku danışmanı Melis Keşan’ın katıldığı bir etkinlikte duymuştum. Kendisi o gün, bazı kitap önerilerinde bulunmuş ben de isimlerini not etmiştim. Bunlardan ilk incelediğim kitap, Nilüfer Devecigil’in Işığın Yolu kitabı oldu. Şöyle bir göz attığımda dahi derhal etkiledi beni kitap. Halimden mütevellit, duymaya en ihtiyacım olan cümleleri okudum. Melis Hanım’ın etkinlik sırasında tavsiye ettiği bir diğer kitap olan Aletha Solter’in “Bilinçli Bebek” kitabını okuduğumda ise, kızım iki yaşına yaklaşıyordu artık. Yazılanların bir çoğunu önceden tecrübe etmiş olmama karşın, altını çizdiğim, dönüp tekrar tekrar okuyup oldukça fazla kısım oldu. Bu iki kitabı yazıma özellikle eklemek istedim çünkü, iki kitap da bebek henüz doğmadan, üzerinde dura dura okunmalı, özümsenmeli bana göre.

Melis Hanım’ın, Işığın Yolu kitabının ve Bilinçli Bebek’in anlattıkları genel olarak “Doğal Ebeveynlik” kavramını esas alıyor. Peki gelelim bizim, “Doğal Ebeveynlik” diye bildiğimiz, orijinali “Attached Parenting” olan kavramın özünde neyi savunduğuna: Doğal Ebeveynlik, bebeğin belirli bir duygusal ve fiziksel olgunluğa erişinceye kadar ebeveyne maksimum derecede bağımlı olduğunu savunur. Buna göre, ebeveyn bebeğin işaretlerine derhal cevap vermeli ve bunu, bebeğe maksimum yakınlık göstererek yapmalıdır. Emzirme, kucakta, slingte veya kanguruda taşıma, yatağı paylaşma ve beraber uyuma, Doğal Ebeveynlik’le özdeşleşen uygulamalardan birkaçıdır.

Konu anne-bebek olduğunda, tüm anne ve bebeklere uyacak yegane bir yöntemin varlığından söz edilemeyeceğini önceki yazımda belirtmiştim. Nitekim, Doğal Ebeveynlik’in uygulamalarını da tüm hatlarıyla benimsediğimi söyleyemeyeceğim. Doğal Ebeveynlik yaklaşımı da tıpkı diğer öğretiler gibi, annelik sürecime dahil olup, benim ve bebeğimin karakterine bağlı olarak şekillenip nihayetlendi.

Doğal Ebeveynlik’i kendime nasıl uyarladığımı, bu kavramdan nasıl manalar çıkardığımdan bahsedeceğim yazımın devamında.

1. Bebeğin Doğum Şekli

Konu Doğal Ebeveynlik olunca, bebeğin doğal yollarla yani normal doğum ile dünyaya gelmesi önem kazanır. Hatta bu yaklaşımı benimseyen bazıları, hastane doğumu yapmak bile istemez. Doğumu hastanede gerçekleştirmeye mecbur kaldığı durumda ise damar yolu açılması, serum takılması gibi uygulamalara katiyyen karşı çıkar. Başka bir Doğal Ebeveynlik inanışına göre, bebeğin sezaryenle dünyaya gelmesi, bebek için travmadır.

Buna, bebeğini zorunlu olarak ameliyatla dünyaya getirmiş; şimdiki bilgisi olsa kesinlikle normal doğumu beklemeyip doğum için önceden gidip gün alacak biri olarak, katılma yüzdem sıfır. Hamilelik ve doğum sürecinin bebeğin psikolojik gelişimi üzerinde etkisine inanıyorum ancak, öfke içerisinde geçirilen bir normal doğum sürecinin, neşe ve coşku içerisinde girilen bir ameliyata kıyasla anne-bebek bağlanmasına daha olumlu etki yaptığı hiç inanılası gelmiyor.

2. Emzirme

Bebek için en saf ve en sağlıklı gıdanın anne sütü olduğundan çağlar boyu eminiz. Kaldı ki, anne sütü mucizedir. İçeriği, bebeğin ilk doğum anından başlayarak bebeğin büyüme ihtiyaçlarına göre değişen böylesi özel başka bir besini doğada bulmanız imkansızdır. Lakin, bebeğin anne sütüyle beslenmesi özellikle de günümüzde oldukça komplike bir husus olabiliyor. Sık duymuşsunuzdur: “Sütü hemen gelmemiş”, “Sütü varmış ama bebek memeyi almamış”, “Bebekte sarılık şüphesi varmış, mamaya başlamış.” Kanaatimce insan vücudu, süt üretimi konusunda bir damızlığınki ile aynı sisteme sahip değil ve çok daha fazla içsel ve dışsal faktöre bağlı. Dolayısıyla, bebeğin o veya bu sebeple anne sütünü az almasının veya hiç almamasının anne-bebek bağlanmasına olumsuz etki edeceği pek kabul edilesi değil bana göre. Bebeğinizi bir nedenden dolayı emzir(e)miyorsanız, bu bir suç, ayıp veya yasak değildir. Bu durum sizi başarısız bir anne, bebeğinizi ise sağlıksız bir bebek kılmaz.

Bebeklerin hislerinin sandığımızdan çok daha kuvvetli olduğuna inanırım. Stres ve endişe içerisinde emzirilmeye çalışılan bir bebek, bunu çok kolay bir şekilde hisseder ve kendince algılar üretmeye başlar. Bebeği bu tür olumsuz düşünceler içerisinde emzirmeye çalışmaktansa, beslendiğinden emin bir şekilde biberon vermek bana göre anne-bebek ilişkisi için çok daha hayırlıdır.

3. Uyku

“Bebekler gibi uyumak” diye bir deyim var değil mi? 🙂 Bu deyim, uzun, kesintisiz, huzur ve huşu içerisinde uyuklamaktan bahsediyorsa, belki biraz geçerliliğini yitirmiş olabilir. Belki de deyim, çılgınlar gibi, zırt pırt uyanarak sabahı zor etmeyi anlatıyor da biz yanlış biliyoruz. Zira şimdiye kadar karşılaştığım bebek örnekleminden bir istatistik elde etmeye çalışırsam, bebeklerin yüzde doksanının ilk yaşına kadar hatta sonrasında bile “bebekler gibi” uyuyamadığını söyleyebilirim.

Doğal Ebeveynlik, bebeğin sıkça uyanmasının önemli bir nedeni olarak bebeğin ebeveyn ihtiyacı olduğunu söyler. Kızımda edindiğim tecrübe de bu düşünceyi doğruluyor biraz aslında. Konuşamadığı dönemde huzursuz mıkırdanmaları, şimdi yumuşak bir “anne” ye dönüştü. Bundan anladığım: “Anne ben anlamadığım bir şekilde uyanmış bulundum ve şimdi de geri uyuyamıyorum, beni tekrar uykuya döndürür müsün?” Bunu anlıyor ve sonuna kadar kendisine hak veriyorum. Ben 32 yaşımdaki halimle uyumak için bir takım koşulların sağlanmasına ihtiyaç duyuyorum, böyle koşulların varlığından bihaber, el kadar bebek ne yapsın. O yüzden, bebek veya çocuk farketmez, her ne sebeple uyanırsa, yanına gitmek, sevgi gösterecek herşeyi yapmak, onun yanında olduğunu göstermek en elzem ebeveynlik görevlerinden biri bana göre. Bilinçli Bebek kitabında şöyle bir söz geçiyordu: Ebeveynlik, sabahtan akşama kadar yapılacak bir iş değildir. Ebeveyn olduğunuzda 7/24 bebeğinizle ilgilenmeniz gerekir. Arada yılgınlık sinyalleri gösterdiğimde, kendime hatırlattığım ve toparlanmama yarayan bir söz olmuştur okuduğum günden beri.

Doğal Ebeveynlik’in uyku konusunda savunduğu bir diğer yaklaşım olan birlikte uyumayı ise, son 1 senedir bebeğim için değil de resmen kendim için gerçekleştiryorum. Kızım ilk 7 ay, yanımda, anne yanı beşiğinde uyudu. Sonra “haydi zamanı geldi” diyerek, onu ayıla bayıla hazırlayıp süslediğimiz odasına taşıdık. Derken, bir yaşına az zaman kala, hasta oldu. Yemesi, içmesi çok azaldı ve günler boyunca ateşler içinde yattı. Onu daha iyi gözlemleyebileyim diye beraber yatmaya başladık. Bir süre sonra, sabah kalktığımda ilk gördüğüm şeyin, onun minik burnu ve yukarıya kaldırdığı ayakları olmasına şükreder oldum. İki senedir zamanın inanılmaz bir hızla akıp gittiğine şahit oldum. Zamanla beraber, onun bebek halleri de geçip gidiyor. Birkaç sene sonra eminim çok özleyeceğim o hallerini, doya doya içime çekmeyi işte bu beraber uyuma sırasında yapabiliyorum. Bana iyi geliyor, bebeğime de iyi geldiğini düşünüyorum.

Beraber uyumaya benim bakışım bu şekilde. Peki ya bir başka anne, bebeğin kendi yatağında uyumasını istiyorsa, bu anne-bebek bağlanmasını olumsuz mu etkiler? Bu soruya da şahsi yanıtım hayır açıkçası. Hayır, etkilemez. Yatağını bebeğiyle paylaşmak istemeyen bir anneyi bebeğiyle uyumaya kimse zorlayamaz. Hadi anne bir şekilde zorlandı ve uyumayı denedi diyelim. O annenin içinde, bu işin doğru olmayabileceğine dair bir düşünce kırıntısı sezinleyen bebek, gerçekten huzur içerisinde uyur mu, annesiyle bağlılığı gelişir mi… Yine şu noktaya geliyoruz: anne-bebek ilişkisinin olabildiğince sağlıklı gelişebilmesi için bu gibi yaklaşımların ebeveyne ve bebeğe uygunluğunu değerlendirmek gerekir öncelikle. Belki çok uygulanabilirdir ve doğrudan adapte olursunuz. Belki kısmi uygulanabilir bulur, dilediğince içselleştirir, kişileştirirsiniz. Bazen de uzaktan yakından alakalı bulmaz, üzerinde durmayıp başka bir fikre doğru ilerlersiniz.

Ebeveynlik süreci, hayatınızın içerisinde bir kesittir ve hayatın kendisi gibi deneme yanılma döngüsünden ibarettir. Arzu edilen mükemmel ebeveynlik, bu deneme yanılmaların sıklığı içerisinde anlam bulur. Önemli olan, geçen zamanın içerisinde elinizden geldiğince mola noktaları oluşturup, zamanı yavaşlatmak ve ondan keyif almaya bakmaktır. Ve bir de şükretmeyi hatırlamak.

Sevgilerimle. BV.

Okumak isteyenler için, bir önceki annelik yazımın linkini buraya bırakıyorum. ❤

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s