Romeo ve Juliet

Şiir Kumbarası’nda bu hafta esasen bir şiir olmayan ancak, hazin bir aşk öyküsünü en iyi şekilde anlatabilmiş satırlara yer vereceğim: Romeo ve Juliet oyunun beşinci perdesine… Benim için zamandan bağımsız, beni her duyduğumda farklı etkileyen bir yapıttır Romeo ve Juliet.

William Shakespeare’in 1594 senesinde yazmaya başladığı eser, onun intihar konulu on üç eserinden biri olmuştur.

Shakespeare, oyunlarını yazıp sahneye koymakla kalmayıp, bazı oyunlarında oyunculuk da yapmış. Hamlet’te hayaleti; Size Nasıl Geliyorsa adlı oyununda ise, Adam karakterini canlandırmış.

Ölüm yaklaşırken insanlar çoğu kez, amma neşeli oluyorlar!

Buna ölümden önce çakan şimşek derlermiş.

Ama ben nasıl şimşek diyebilirim buna?

Ah sevgilim! Karım benim!

Nefesinin balını emen ölüm güzelliğine el sürememiş daha;

Sen yenilmemişsin güzellik sancağı

Daha kıpkızıl dudaklarında, yanaklarında;

Solgun ölüm bayrağı çekilmemiş.

-Tybalt, yatıyor musun orada, kanlı kefeninde?

Gençliğini bölen bu ellerle düşmanın gençliğini ikiye biçmekten başka,

Ne gibi bir iyilikte bulunabilirim sana?

Bağışla beni kuzenim!

Ah sevgili Juliet,

Niçin böyle güzelsin hala?

Yoksa inanayım mı o el değmeyen ölümün sana gönül verdiğine,

Seni, bu karanlıkta o iğrenç canavarın

Sevgilisi olasın diye sakladığına?

Bundan korktuğum için yanında duracağım,

Bu karanlık gecenin sarayından

Ayrılmayacağım bir daha; burada, burada kalacağım

Sana hizmetçilik eden böceklerle birlikte;

Ah, burada sonsuzca dinleneceğim,

Şu dünyanın yorduğu bedeni

Kurtaracağım uğursuz yıldızların boyunduruğundan…

Ey gözler, son kez bakın!

Ey kollar son kez kucaklayın!

Ve siz, ey dudaklar, nefes kapıları,

Hakka uygun bir öpüşle mühürleyin

Aç gözlülüğümle yaptığım bu süresiz anlaşmayı!

Gel acı ilaç, gel ey tatsız kılavuz!

Ey umutsuz kaptan,

Deniz tutmuş şu yorgun tekneyi

Yalçın kayalara bindiriver artık!

Sevgilimin şerefine!

Ey doğru sözlü eczacı!

Gerçekten çabuk etkiliyor ilaçların.

İşte ölüyorum, bir öpücükle…

Orijinal metni aşağıda bulabilirsiniz:

How oft when men are at the point of death

 

Have they been merry, which their keepers call

 

A light’ning before death!

 

O, how may I call this a light’ning?

 

O my love! my wife,

 

Death, that hath sucked the honey of thy breath,

 

Hath had no power yet upon thy beauty.

 

Thou art not conquered.

 

Beauty’s ensign yet

 

Is crimson in thy lips and in thy cheeks,

 

And death’s pale flag is not advancèd there.

 

Tybalt, liest thou there in thy bloody sheet?

 

O, what more favor can I do to thee,

 

Than with that hand that cut thy youth in twain

 

To sunder his that was thine enemy?

 

Forgive me, cousin—Ah, dear Juliet,

 

Why art thou yet so fair? Shall I believe

 

That unsubstantial death is amorous,

 

And that the lean abhorred monster keeps

 

Thee here in dark to be his paramour?

 

For fear of that, I still will stay with thee

 

And never from this palace of dim night

 

Depart again.

 

Here, here will I remain

 

With worms that are thy chamber-maids.

 

O, here

 

Will I set up my everlasting rest,

 

And shake the yoke of inauspicious stars

 

From this world-wearied flesh!

Eyes, look your last.

 

Arms, take your last embrace.

 

And, lips, O, you

 

The doors of breath, seal with a righteous kiss

 

A dateless bargain to engrossing death.

 

Come, bitter conduct, come, unsavoury guide!

 

Thou desperate pilot, now at once run on

 

The dashing rocks thy seasick weary bark!

Here’s to my love! O true apothecary,

 

Thy drugs are quick. Thus with a kiss I die.

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s